02 Kasım 2005

 

NE ZAMAN, KİM YAPACAK?: ŞİMDİ VE BİZ YAPACAĞIZ...

TEZİÇ: “ÜNİVERSİTELER BAĞIMSIZ OLMALI”

Aşağıdaki haber, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in de VistilefHaber ve Vistilef gibi düşündüğünü gösteriyor. Ancak biz hâlâ ısrarlıyız: Üniversitelerde İTA AMİRLİĞİ ve TÜZEL KİŞİLİK YETKİLERİ bölümlere verilmelidir. Çünkü, şu andaki üniversite yapısı ile doğrudan bölümlere öğrenci alınmaktadır; üniversitelere değil. Bu nedenle üniversitenin en “tüzel kişilik” niteliğine sahip birimi BÖLÜMLERDİR.
Zaten “Bologna Süreci” içinde de, üniversiteler bölümlere yetkiler devretmektedir. Amerikan üniversite yapısında da Okul’lar (mesela “Annenberg School for Communications” Univ. Of. Penn’de...) ve Bölümler en yetkili birimlerdir. İşin ilginç yanı, en eski üniversitelerden biri olan (öbürü Padua Üniversitesi) Umberto Eco’nun bölüm başkanlığı yaptığı Bologna Üniversitesi, Padua’ya karşı, “öğretim üyeleri (profesörler) sendikası” olarak Orta Çağ “aydınlığında” kurulan bir üniversitedir. Yani, AB’deki yeni üniversiter sürece adını veren Bologna’nın da, kuruluşunda profesörler ve bölümler “tüzel kişiliğe ve ita amirliğine” sahiptiler. Günümüzdeki “Bologna Süreci” de işi "aslına" döndürüyor. (Bu konudaki ayrıntı için tıklayınız: http://www.vistilefblog.blogspot.com/ )

Haydi, Türk Üniversitelerinin tüm değerli elemanları: “AB Sürecinden” doğrudan “Bologna Sürecine”, İLERİ !!!!..

Teziç Hocamızı destekliyoruz... YÖK Kanunu da zaten bizim söylediklerimizi söylüyor... İsterseniz YÖK Kanunundaki “Bölümler” ile ilgili olarak, “KANUNÎ YAZILAR 2: BÖLÜM NEYE DENİR? TARİHÎ ve İÇTİMAÎ KONUMU NEDİR? BİZİM DEKAN NE YAPMAKTADIR?” başlıklı yazıyı okumak için
http://www.vistilefhukuk.blogspot.com/ u tıklayın...

Şimdi haberi okuyalım:

(aa) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç hükümete mesaj vererek üniversitelerin bağımsız olması gerektiğini söyledi.


Teziç ve beraberindeki heyet, Mardin'in Midyat İlçesi'nde bir otelde, Midyat Yüksekokul Yaptırma ve Yaşatma Derneği üyeleriyle bir araya geldi. Dernek üyeleri, ilçede Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce yaptırılacak meslek yüksekokulunun aradaki mesafenin uzak olması nedeniyle Diyarbakır Dicle Üniversitesi'ne bağlanmasını talep etti.

Bunun üzerine Teziç, Mardin'in kültürel yapısı ve tarihi dokusuyla üniversiteyi hak ettiğini, ancak üniversitenin kurulması için belirli bir altyapının olması gerektiğini belirterek, "Fakülte ve yüksekokullar ile öğretim görevlilerinin sorunlarının çözülmesi kadar öğretim görevlilerinin sayıca yeterli olması gerekiyor" dedi.

Altyapı oluştuktan sonra üniversitenin kendiliğinden geleceğini ifade eden Teziç, şunları kaydetti: "Bunlar üniversitenin şemsiyesini oluşturuyor. Üniversiteler bağımsız olmalı. Kendi rektörünü kendi seçebilmeli. Dıştan müdahale olmaması gerekir. Ne YÖK'ten ne de siyasi alandan müdahale olmaması lazım. Bu da güçlü ve yeterli bir kadro ile mümkün olur. Çağımız öğrenci değişim çağıdır. Başka üniversitelerden öğrenciler buraya gelecek, buradan öğrenciler gidecek. Onun için imkanlar olmalıdır." Daha sonra Teziç, AK Parti Batman milletvekilleriyle yeni YÖK yasası çerçevesinde bir süre görüştü.

(Fotoğraf: Bologna Tren İstasyonu. "AB Treni'ni kaçırmayalım." Fotoğrafı Çeken: Veysel Batmaz)

2 Kasım 2005

 

BU DA MEME'NİN "SOL" TARAFI




ÇARPITMA ve LAHÜSELLİK MEME'NİN HEM SAĞINDA HEM SOLUNDA VAR...

MEME (Türk Medyasının En Rezil Kesimi; toplam kapsamanın--national coverage-- % 90'ı) 600'e yaklaşan imza ile desteklenen ÜNİVERSİTELERDE BİLİM ve ETİK KURALLARIN DENETLENMESİ İÇİN ETİK KURULLAR OLUŞTURMA çağrısını içeren basın toplantısını çarpıtarak duyurdu. Aslında bu basın toplantısı duyurusunu haber yapan sadece Göngör Mengi-Vatan ve Birgün gazatesi idi. Onlar da "yanlış yansıtma işlevlerini" bermutad yerine getirdiler. İletişim Fakülteleri üyeleri olarak sakın, "buna da şükür, ya haberi atlasalardı" demeyin. Yanlışı her gördüğünüz yerde deşifre edin!

(Gazete küpürlerini masaüstünüze resim olarak "save" ederek, daha sonra büyülterek rahatlıkla okuyabilirsiniz. Tüm küpürler Birgün gazetesinin 31 Ekim ve 1 Kasım sayılarından alınmıştır. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için http://www.vistilefblog.blogspot.com/ u tıklayın...)


 

YÖK PROTESTO EDİLDİ

Artvin’de bir grup genç, YÖK karşıtı eylem yaptı !

Artvin Otopark önünde "Doğu Karadeniz Temel Hakları ve Özgürlükler Derneği" Gençlik Komisyonu'na mensup öğrenciler tarafından YÖK protesto edildi. Taşıdıkları pankartlarla boş caddede basın açıklamasında bulunan 4 kişilik grubu polis ekibi uzaktan takip etti. Öğrenci grup basın açıklamasının ardından dağıldı. Basın açıklamasında 6 Kasım 1981'de kurulan YÖK'ün halkı sindirme politikalarının üniversitelerdeki kolu olduğu ileri sürüldü. Basın bildirisini okuduktan sonra, grup "Halk için eğitim", "Halk için bilim" ve "YÖK'e hayır"' şeklinde sloganlar attı.

2 Kasım 2005 - 17:54 www.haber3.com

Vistilef'lerin Notu:

Şiddete, bölücülüğe ve irticaya heves edenlerin dışında tüm gösteri, ifade ve örgütlenme girişimlerini destekliyoruz.

 

AA1'in DAVALISI İBO DÖKTÜRÜYOR...

Söylentiye göre, İbo'nun köşe(ci) yazılarını Nazlı Ilıcak yazıyormuş... Biz AA1'in yalancısıyız...

Teker teker gelin...

Babam derdi ki, ''Bak oğlum birine bir tokat vurduysan o da ellerini kaldırıp kendi başının üstünde siper edip sana vurmaya çalışmıyorsa sen sen ol ikinci tokadı sakın vurma.'' O saatten sonra vuracağın her tokadı kendine vurmuş olursun, delikanlılık raconuna ters düşme. Ben de o gün bu gündür rahmetli babamın bana çizdiği yolda karınca kararınca yürümeye çalışıyorum. Hiç kimseye ikinci tokadı vurup, babamı mezarında rahatsız etmedim. Oğlum İdo' ya da aynı şeyleri anlatıyorum, kısmet olursa o da çocuklarına anlatacak, sizlerce bir mahsuru yoksa tabi... Burada gülme efekti rica edim heh... heh... heh... Bi köşe yazim dedim. Bi yığın köşe yazarı atlarını nallayıp peşime düştüler beni yakalamaya çalışıyorlar. Çabaları boşuna yakalayamazlar niye mi? Hıh... Heh... Heh... Çünkü benim atım safkan, onların bindiği atlar ise katır. Katırla safkanın arasındaki farkı Veliefendi'ye gidip jokeylere soracaklar. Seçenekler: Selim Kaya, Halis Karataş, Nurettin Şen, Ramazan Taşdelen, Sadettin Poyraz, Süleyman Aktı vs... Yanlış anlaşılmasın bu isimler manken, sanatçı, artist, siyasetçi değillerdir. Bunlar jokeydir, ata binerler...

***

Yazımın başlığında da söylediğim gibi teker teker gelin. Hepiniz birden gelirseniz ben tek başıma sizlerle nasıl baş ederim? İnsan biraz mola verir. Sizler mola nedir bilmez misiniz? Ha babam deh babam. Bana acımıyorsanız kendinize acıyın kendinize de acımıyorsanız bindiğiniz katırlara acıyın. Katırın gücü ne ki? Adı üstünde K A A T I R !!! Delikanlılık raconu şöyle der; on kişi bir kişiyi döverse, racona ters düşer. Delikanlı adam teke tek dövüşür. Üstüme küme küme geliyorsunuz. Hepiniz birden vurursanız feleğim şaşar kim vurduya giderim. Allah muhafaza hepinizin başı yanar. Sonra ayıkla pirincin taşını karakollar, mahkemeler, polisler, savcılar, hâkimler ara ki suçluyu bulasın. Tabi halk da ayrı bir merakta acaba İbo'yu hangi ''KALEM'' vurdu. Onun için tek tek gelin arkadaşlar. Arkadaşlar diyorum çünkü artık bu saatten sonra arkadaş olduk, yok birbirimizden farkımız. Sizler mekteplisiniz, ben de alaylıyım. Beni sizden ayıran tek şey halkın ''OXFORD''u. Ben ne öğrendiysem vatandaştan, sizler ne öğrendiyseniz mektepten.

***

Ben bu saçları değirmende ağartmadım, şöhreti de yolda yürürken bulmadım. Bakkallarda falan satmıyorlar ki, gidip deyesin ''beyefendi bir kilo şöhret verir misiniz?'' Sizler de kolay gelmediniz, kim bilir ne badireler atlatarak geldiniz. Ben kazıyarak buralara geldim. Sizler de sınıflarda dirsek çürüterek, KALEM KIRARAK bu mertebelere erdiniz. Baksanıza Başbakan'a, Bakanlara, Vekillere, Valilere, Savcılara, Hâkimlere, Hekimlere, iş adamlarına, sanatçılara yaz babam yazıyorsunuz. Bu ne özgürlüktür, icabında hükümet bile deviriyorsunuz. Bu saydıklarımın yanında ben kimim ki ''BİR GARİP'' İbrahim Tatlıses, Urfa'nın kenar bir köşesinde mağarada doğmuş, doğum tarihi bile tam olarak belli olmayan, hayatında mektep nedir bilmeyen, sizlerin olduğu gibi bir öğretmeni dahi olmamış, kültür seviyesi sizce sıfır bir adam... Sizler ne yaptınız katırlarınızı allayıp nallayıp peşime düştünüz, demek ki sizlerde anladınız bende BAL var. Evet bende çok lezzetli bir bal var. Karadenizliler onun adına ''ANZER BALI'' deyiler. Eskiler ne demiş balın iyiyse sineğin Bağdat'tan gelirmiş misali. Bal dedim de aklıma geldi sizlerin arasında da bal gibi insanlar vardı. Mesela rahmetli İslam Çupi. Yemin ederim İslam babayı çok severdim, merak etmeyin Bab-ı Ali'de daha çok İslam Çupi'ler var; mesela öyleleri var ki sana balyoz bile vurur hiçbir yerin acımaz çünkü balyozunu pamuğa sarmış sarmalamıştır da ondan. Bazılarınız da var ki Allah korusun iğneyi kendine batırmadan çuvaldızı sana batırır. İsim sormayın veremem onlar kendilerini iyi bilirler, ayrıca isim verip kendi köşemi flulaştıramam.
2 Kasım 2004

This page is powered by Blogger. Isn't yours?