13 Ekim 2005

 

TARİHTE ve DÜNYADA BUGÜN

Victor Jara1973 Afiş: Peter Porsch (1974)
Müzisyen, Besteci-Gitarist Victor Jara, Şili'nin Santiago Stadyumu'nda elleri kesildikten sonra kurşuna dizildi.

1920. Şark Demiryolu işçileri greve çıktı.1923. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplandı; Ankara'nın hükümet merkezi olması kararlaştırıldı. 1935. Türkiye Mason Locaları kapatıldı. Locaların mal varlığı hükümete devredildi. Türkiye Mason Cemiyeti hükümet telkinleri doğrultusunda faaliyetini durdurma kararı almıştı. 1951. Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği güzellik yarışmasında, Günseli Başar Türkiye Güzellik Kraliçesi seçildi. 1955. Suna Kan, "Viotti Keman Yarışması"nda birinci oldu. Yarışma ünlü İtalyan Kemancı Giovanni Battista Viotti adına düzenlenmişti. 1968. İlk Türkiyeli işçi kafilesi, Avustralya'ya hareket etti. 1972. Sümerbank'ın 5 ildeki 13 mağazasında grev başladı. 1973. Müzisyen Victor Jara, Şili'nin Santiago Stadyumu'nda elleri kesildikten sonra kurşuna dizildi. 1980. Türk Hava Yolları'nın Diyarbakır adlı uçağı silahlı kişilerce kaçırılarak Diyarbakır'a indirildi; hava korsanları kadın ve çocukları serbest bıraktı ve yetkililerle pazarlığa girişti. 1983. Danışma Meclisi'nin görevi sona erdi. Meclis 12 Eylül askeri darbesi sonrası Milli Güvenlik Konseyi'nin belirlediği 160 üyeden oluşmuştu. 1986. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov buluştular. Stratejik silahların kontrolünü tartışmak için bir araya gelen iki başkandan Reagan "Yıldız Savaşları" projesinden vazgeçmeyince bir sonuca ulaşılamadı. 1990. Kadın kuruluşları İstanbul'da "Düşünceye Saygı, Şiddete Son" yürüyüşü yaptılar.1991. Eski MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) müsteşarı emekli Orgeneral Adnan Ersöz, öldürüldü. Ersöz'ü Devrimci-Sol örgütü militanlarının öldürdüğü açıklandı. 1994. İnsan haklarından Sorumlu devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu Amerikanın Sesi Radyosu'na, "600 köy ve 800 mezranın yakıldığını" açıkladı. 1995. Prag'daki Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda, , 82 kiloda güreşen Hamza Yerlikaya dünya şampiyonu oldu. 1997. Altın Koza Film Festivali sonuçlandı. Zeki Demirkubuz'un yönettiği Masumiyet birinciliği aldı. Bugün Doğanlar: 1925. İngiltere başbakanı Margaret Thatcher; 1921. İtalyan asıllı Fransız şarkıcı ve aktör Yves Montand doğdular. Bugün Ölenler: 1956. Şair Cahit Sıtkı Tarancı; 1973. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı; 1986. Tiyatro sanatçısı Kâmran Yüce trafik kazasında; 1987. Şair Nilgün Marmara; 1994. Ressam ve heykeltraş Selim Turan; 1999. Sinema-tiyatro yazarı Mahmut Tali Öngören öldüler; 2005 Atilla İlhan toprağa verildi.

 

KUŞ GRİBİNİN MUHTEMEL ÇIKIŞ NOKTASI: TURKEY


 

VİSTİLEF UYARIYOR: ÜNİVERSİTEMİZE SİYASETİ SOKMAYACAĞIZ



From: Devletim@yahoogroups.com on behalf of ergunozgen [ergunozgen@superonline.com]
Sent: Çarşamba 12 Ekim 2005 22:46
To: Devletim@yahoogroups.comSubject: [Devletim]

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR ?

Prof.Dr. Nur SERTER
İstanbul Üniversitesi Eski Rektör Yardımcısı


Ülkemizde yaşanmakta olan endişe verici olaylar karşısında, İstanbul Üniversitesi gibi köklü bir bilim kurumunun öğretim üyelerinin görüşlerini paylaşacakları bir platforma gereksinim duyulduğu açıktır.

Üniversitemiz, tarihi boyunca ülkemizi tehdit eden gerici, bölücü ve emperyalist oluşumlara karşı öğretim üyesi ve öğrencisi ile karşı durmuş, toplumsal aydınlanmada öncü rolü üstlenmiş ve doğruları kamuoyu ile paylaşmaktan asla kaçınmamıştır.

Bugün ülkemizde “demokrasi” ve “insan hakları” kavramları, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş biçimde yozlaştırılarak, ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı bir tehdit oluşturacak biçimde yorumlanmaktadır.

Bölücü başı ve terör örgütünün kışkırtmaları ile ülkemiz bir iç savaşa sürüklenmeye çalışılmakta, Türk Silahlı Kuvvetlerine terör örgütü ile birlikte silahları bırakmasını önerecek bir küstahlığa karşı sessiz kalınmaktadır.

Diyarbakır Belediye Başkanını Avrupa’ya davet edenler, Büyük Orta Doğu Projesinin mimarları olarak, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’nun tek sorununu “insan hakları” ve “demokrasiye” indirgeyerek, kendi ülkelerinde gerçekleştirmeyi asla düşünmeyecekleri özgürlükleri talep etmekten kaçınmamaktadırlar. İşsizlik, gelir dağılımı bozukluğu, eğitimsizlik, feodal düzen gibi terörü besleyen temel sorunları görmezden gelerek bölgenin huzur ve güven ortamına kavuşmasının mümkün olamayacağı ortada iken, ekonomik yardım ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik bir çalışmayı gündeme getirmemek, AB ülkelerinin olaya yaklaşımlarındaki gerçek amaçlarını açıkça ortaya koymaktadır.

Bir yandan PKK ve Kongra Gel’in kentsel terörü körükleme girişimleri, diğer yandan Ermeni sözde Soykırım iddialarına destek veren sözde aydınların girişimleri ile başlatılan Türklüğün aşağılanması ve karalanması kampanyalarına verilen medya desteği de dikkat çekicidir. 6-7 Eylül olaylarından 50 yıl sonra, terörün tırmandırıldığı, Ermeni sözde soykırım iddiaları ve hilafet çığlıklarının atıldığı bir süreçte eski yaraları deşecek ve 6-7 Eylül’ün acısını yeniden gündeme taşıyacak bir yayın anlayışını rastlantı olarak yorumlamak mümkün müdür?

Hizbül Tahrir Örgütünün başlattığı “Hilafet Gösterisi”ne karşı Güvenlik Güçlerinin gösterdiği “hoşgörü” de mi rastlantı olarak yorumlanmalıdır?

Fatih Camiindeki eylemden birkaç hafta önce bir haftalık dergide Hizbül Tahrir’in Türkiye Vilayeti Sorumlusu olduğunu iddia eden kişi, kapak yapılmış ve kendisi ile sayfalarca röportaj yayınlanmıştır. O röportajda Hilafeti ilan edeceklerini açıkça söyleyen ve Fatih Camiindeki ifadeleri tekrarlayan bu kişi ile ilgili bir suç duyurusu yapılmamış, Cumhuriyetin Basın savcıları bu olaya sessiz kalmış ve anlaşılan bu yayın Emniyet güçlerinin de her nasılsa gözünden kaçmıştır! Amacını basın yolu ile açıkça ilan eden bir örgüt liderinin elini kolunu sallayarak camiden ayrılmasına nasıl izin verildiğini ve olaya neden böylesine duyarsız yaklaşıldığını yorumlamak hiç de zor olmasa gerek.

Türk olmaktan onur duyan ve ülkesini yabancılara jurnalleyerek pirim yapanların “aydın” sıfatını taşımaya layık olmadığının bilincini taşıyan tüm vatanseverlerin dayanışma ve işbirliğine gereksinim duydukları bir süreçte, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği web sitesi, umarım üniversitemizin suskunluğunu bozmanın bir aracı olur. İstanbul Üniversitesinin tarihsel misyonunu hatırlatacak onurlu ses, dilerim buradan yükselir.

VİSTİLEFHABER'İN NOTU: Üniversitemiz ile ilgili olmayan yukarıdaki tüm tehlikeli gidişe dur demenin yolu İstanbul Üniversitesi'ndeki huzur ortamını bozmak olamaz. İstanbul Üniversitesi'nin görevi öğrencisine huzurlu bir ortamda metod ve enformasyon aktarmak, yani onu yetiştirmektir. Olsa olsa, Serter'in parmak bastığı siyasal ve toplumsal olayları (eğer provakasyon değillerse) bir üniversite sadece inceler, araştırır ve ampirik olarak gözler. Bulgularını da yayın ve konferans yolu ile kamuya ve öğrencilerine aktarır; eğer aktarılacak bilimsel niteliklere haizse... Prof. Dr. Nur Serter'i, bahsettiği konularla hiç ilgili olmayan bir Üniversiter kurumu, "tarihsel misyon ile göreve çağırmasını" ve müdahil olmasını istemesini kınıyoruz. Bu üniversitenin tarihsel misyonunu ve bazı "yöneticilerinin" geçmişini çok iyi biliyoruz... (Yukarıdaki ileti, yazının başında açık "gönderi notu" bulunan, "devletim" adlı yahoo elektronik haberleşme grubundan alınmıştır; orijinal ileti Vistelef'te mevcuttur. Eğer ileti Nur Serter'e ait değilse, özür diler, yaptırımına katlanırız.)

This page is powered by Blogger. Isn't yours?